Değerlerimize Tanıyalım

DEĞERLERİMİZİ TANIYALIM

 

Kösemiz nüfusu ve yüzölçümü bakımından küçük fakat değerleri bakımından çok büyük bir yerdir. Derinlere indiğinizde duyduklarınız, gördükleriniz sizi çok sevindirecektir.

 

 

Tarihi meseleler hakkında fazla birşey yazmayacağım çünkü o konuları zaten benden daha iyi bilenlerin olduğunu biliyorum. Kösemizde yetişip, hizmetleri ve gayretleri ile gönüllerde taht kurmuş insanlar hakkında; eli kalem tutan, gönlünde vatan sevgisi taşıyanlar çok şeyler yazarlar, anlatırlar inşallah.

 

Ben bu kısacık yazıya bütün değerlerimizi sığdıramam tabii ki... Ayrıca hem bilgim yetmez buna,hem kalemim de aciz kalır bunları anlatabilmek için.Bilenlerden bildiklerini kendileri ile toprağa götürmeden anlatmalarını, yazmalarını istirham ediyorum ki, böylece onlar da rahmet ile anılsınlar.

 

Kısa bir zaman önce aramızdan ayrılan Muzaffer Vural’ın vefatından sonra onun hakkında söylenenleri duydunuz,bu söylenenlere şahit oldunuz.

 

Muzaffer’den kısa bir zaman sonra vefat eden Köksal Pala benim çocukluk arkadaşımdı. İlkokulda okuduğumuz zaman, Kemal Araç ve Köksal Pala ile sabah namazları camiyi açma yarışı yapardık. Tabii o zaman elektrik yoktu,çamurla dolu caddeler karanlık, havalar ise çok soğuktu… Bu olumsuz şartlara rağmen biz yarışı hiç bırakmaz, rahmetli Köksal ile ahıra gider;inekler ot, saman yerken bizde kamet getirme ve ezan okuma çalışmaları yapardık. Makamı cennet olsun.

 

Dikkat ederseniz en sondan başladım. Adım adım ilerledikçe daha yazılacak ne değerlerimiz olduğunu göreceğiz. Tekrar ediyorum bilenler bildiklerini anlatırlarsa hem kadirşinas olurlar, hemde rahmet ile anılırlar.

 

Yazımın başında “derinlere inerseniz” gibi bir kelime kullandım, evet gerek siyasi sahada, gerek askeri sahada, gerekse başka meslek dallarında çok büyük değerlerimiz var; fakat bizim bunların birçoğundan haberimiz bile bulunmamakta…

 

Yazdıklarıma küçük bir misal vermek gerekirse:

 

Almanya’nın Hannover şehrine gittiğimde “nerelisin?” diyenlere Köseli olduğumu belirttiğimde, orada yaşayan bazı yaşlı abiler şöyle diyorlar:

 

“Biz sizin memleketi tanımıyoruz, fakat Osman kalfadan dolayı sizin oraları, özellikle de Köse’yi çok seviyoruz.”

Rahmetli Osman kalfayı bana sorduklarında,“çok iyi tanımıyorum sadece trafik kazasından vefat ettiğini biliyorum” dediğimde,buna şaşırarak dudak bükenler, hatta “Osman kalfayı tanımadıysan bu senin için çok büyük bir kayıptır” diyenler, Osman Amca’yı bana saatlerce anlatanlar oluyor.

 

Bana anlatılanlardan onun çok merhametli, çok becerikli ve insanlara yardım etmeyi seven kıymetli bir insan olduğunu öğrendim. Bu vesile ile onu da rahmetle anmak istiyorum.

 

Genç kardeşlerimiz İstanbul’a memleketimizden ilk olarak gidenlere sorarlarsa Osman Kalfanın nasıl birisi olduğunu çok daha iyi bir şekilde öğrenmiş olurlar.

 

Kösemizin birçok gazisi var… Hatta ismini bilmediğimiz, sayılamayacak kadar şehit dedelerimiz bulunmakta… Bunlar hakkında araştırmalar yapılsa çok iyi olacağı kanaatindeyim.

 

Memleketimize belediye ilk defa kurulurken acaba hangi zorluklar aşılarak, hangi şartlarda kuruldu? Bugüne gelinceye kadar kimler, hangi eserlere imza attı. Bunların da araştırılması, incelenmesi ve yeni nesillerin de öğrenebilmesi için çeşitli etkinliklerde dile getirilmesi çok iyi olur.

 

Bizler ilk belediye başkanlarını tanıyamadık, fakat sonradan gelenler hakkında çok olumlu şeyler duyduk ve bunların bir kısmına da şahit olduk. Benim hatırladığım başkanlardan; Tahsin AYGÜN, Muhittin KALKAN, Fazlı KESLER,Deryami AKGÜL, Necmi TAŞDEMİR, Nusrettin KESLERve şu anda hizmet başında olan Şerif AYGÜN, hepside unutulmayacak hizmetler yaptılar. Siyasi gözlük ile bakanlar yapılan hizmetleri net göremeyebilir, onun için objektif bakmak gerek. Allah ölenlere rahmet etsin, yaşayanlara da sağlık afiyet versin.

 

Ömrüm olursa, ilerde bu başkanlarımız başta olmak üzere, birçok insanımızın yaptığı güzel hizmetleri, sizlere tanıtmaya çalışacağım. Bende bu şekilde belki küçük bir hizmet etmiş olurum.

 

Ancak yeri gelmişken bizzat şahit olduğum kısa bir olayı yazarak bu yazıyı bitirmek istiyorum:

 

Ankara’da çalıştığım zaman memleketten gelenlerle görüşürdük. Sağolsun başkanlarımız da geldiklerinde görüşmemiz için bizi ararlardı. Bir defasında Tahsin Aygün ile Ankara otelde sohbet ederken kapı çalındı. Bir genç içeri girdi ve Tahsin Bey’e elindeki dosyayı uzattı. Başkan dosyayı alıp içindeki evrakı okudu ve birden yüksek bir sesle; “oğlum patronuna söyle bundan sonra böyle yaparsa, onun ile ilişkiyi keserim ve aldığım bütün araçları da geri iade ederim” dedi.

 

Genç odadan ayrıldıktan sonra, Başkan’a sorarak durumun ne olduğunu öğrenmek istedim. Öğrendim ki, Köse belediyesine bir kepçe almışlar, fiyatı 25 milyonmuş ama faturaya 30 milyon olarak yazılmış. Yani hem Başkan’ı belediyeden 5milyon kendi hesabına geçirmiş gibi göstererek hırsız yapacak, hemde artık böylece Başkan’ı kendilerine bağlamış olacaklar. Sonuçta Başkanın bundan sonra başka yerden araç alamamasını sağlamış olacaklar. Aradan yıllar geçmiş olması nedeniyle rakamlarda hata etmiş olabilirim, bunu Tahsin Bey’in daha iyi hatırlayacağı kanaatindeyim.

 

Biz gelenek haline getirmişizdir, hep ölenlerin arkasından “şöyle insandı, böyle insandı” demeye... Ben bu geleneği bozmak için Tahsin Bey yaşarken bunu kaleme almayı kendim için bir görev saydım.

 

Köse’de çok güzel gelişmeler oluyor. Tıp, hukuk, eğitim, emniyet alanlarında ve çeşitli iş sahalarında yetişen insanlarımızı duyunca çok mutlu oluyorum. Tüm bu kardeşlerimizden her nerede olursa olsunlar, hangi makama gelirseler gelsinler köklerini, memleketlerini unutmamalarını istirham ediyorum. Köse’de yetişen bir ağacın dibine bir kova su da siz dökün ki, siz de rahmetle anılanlardan olun.

 

Genç yavrularım, kardeşlerim!  Sizlerle iftihar ediyor, sizlerle gururlanıyoruz. Hepinizi anlınızdan öpüyor, bağrıma basıyorum.

 

Son bir hatırlatma ile yazıma son vermek istiyorum. İlçemizde çıkmakta olan güzel bir gazetemiz var, fakat hep aynı yerde sayıyor. Ekonomik sıkıntılardan dolayı gelişme imkânı olmadığını zannediyorum.

 

Değerli dostlar, basın çok önemli alandır ve bu gazete de bu alanda çok güzel bir hizmet yapmakta...Elimizden gelen yardımı yaparak yeni yetişmekte olan bu filizimizi de geliştirmeye gayret etmeliyiz. Yerel basının sesi ne kadar gür çıkarsa,  vatanımıza, memleketimize yapılan hizmetlerin sayısı ve kalitesi de o kadar artar. Herkes gücü miktarınca bir şeyler yaparak kendine düşen görevi yerine getirmelidir. Bu tür hizmet alanlarını geliştirmek için gerekeni yapmanın iyi bir hayra vesile olmak olduğu unutulmamalıdır.

 

Selam ve dua ile.

Geylani AKAN