Bayram, O Bayram Olanda…

 

İman eden insanın bayramı çoktur. Haftada bir defa gelen Cuma günü de bir bayramdır Müslüman için.

Yılda iki defa kutladığımız Ramazan ve Kurban Bayramlarımız da bulunmaktadır.

 

Kur’an çeşmesinden yudum yudum içip, hadis bahçesinden güller derenler, günah işlemedikleri her günün akşamı, gördükleri her insana ‘Bayramım Mübarek Olsun’ derlermiş. Dikkat ederseniz “bayramın” değil, “bayramım” derlermiş. Yani “bugün benim bayram günüm” derlermiş.

 

Bu fani dünyadan ebedi âleme göçerken, meleklerin iman edip istikamet üzere yaşayan müminlere gidecekleri yerleri gösterdiği…

Onları bu son nefeslerinde cennet nimetleri ile müjdelediği…

Ve o müminlerin de kelime-i şahadeti getirerek buradan gittiği gün…

En büyük bayram günüdür…

 

Şöyle bir düşünelim…

Kazandığımız hiçbir malın fayda vermediği, yanında seni seyretmekte olan evlatlarının, yakınlarının elinden hiçbir şeyin gelmediği bir anı yaşayacağız. Bu sahneyi Kur’an şöyle anlatmıştır:

 

“O halde can boğaza geldiği zaman. Siz o zaman bakar durursunuz. Biz ise ona sizden daha yakınızdır, fakat siz göremezsiniz.”(Vakıa Sûresi 83, 84, 85. âyetler)

 

Başka bir Sûre’de ise bu sahneler şöyle izah edilmiş:

 

“Hayır, hayır! ne zaman ki can köprücük kemiğine dayanır. Ve denilir ki, okuyabilecek kimdir? (can çekişen) bunun o ayrılık anı olduğunu anlar. Ve bacak bacağa dolaşır. O gün sevk ancak Rabb’inedir.”(Kıyamet Sûresi  26, 27, 28, 29, 30. Âyetler)

 

Bu ayetleri her okuduğumda içime bir korku düşer. Gönlümü rahatlatmak için de hemen  Fussilet Sûresi 30 ve 31. âyetleri okurum.

 

“Haberiniz olsun ki deyip sonra da doğru yolda gidenler yok mu, onların üzerine melekler iner ve derler ki: ‘korkmayın, üzülmeyin, va’dolunup durduğunuz cennet ile sevinin. Bizler hem bu dünya hayatında, hem de ahirette sizin dostlarınızız. Orada size canınızın çektiği ve istediğiniz her şey vardır."

 

Şu son âyetleri duyduğumuz an bayram anı değil de nedir? Allah bizlere de o müjdelerle son nefes vermeyi nasip etsin.

 

Böyle sahneleri okudukça ölüm anlarına “bayram, hatta düğün” diyenleri rahmetle yâd ediyorum.

Onlar göçerken dostları arkalarından ağlarken, kendileri ise gülerek bu âlemden gitmişler. Çünkü onlar, yıllarca seherlerde gözyaşları ile andıkları dostlarına kavuştukları günü bayram ilan etmişler.

 

Kabirdeki suallere kolayca cevap vermek…

Sırattan rüzgâr gibi geçmek…

Arşın gölgesindeki yedi sınıf insandan birisi olmak…

Cennetin kapısında melekler tarafından selamla karşılanmak…

Ve nihayet “girin cennetime” nidasını duymak…

İşte en büyük bayram, o bayramdır…

 

Cennette köşkler üzerinde oturup nimetler ile meşgul olurken, birden dünyada duymadığımız güzel bir ses duyulur:

"Onlara, Rahim olan Rabb’den bir de ‘selam’ vardır." (Yasin, 58. âyet)

 

İşte bayram o bayramdır, Yaratan’dan kuluna selam…

Acaba neler yapmalıyız o yüce şerefe ulaşabilmek için? Düşünmeye değmez mi?

 

Kısaca şunu da hatırlatmak istiyorum:

Sadece kandil gecelerini ibadet ile geçirip yılın diğer gecelerini, sanki hiçbir değerleri yokmuş gibi boşa geçirirsek, acaba az önce saydığımız nimetlere kavuşmamız mümkün olur mu? Her geceyi ve her gündüzü ömrün sonu bilerek değerlendirmek daha karlı değil midir?

 

Ramazan gelince camilere koşmak ne kadar güzelse, bayramdan sonra o camileri terk etmemek de o kadar güzel ve o kadar akıllıcadır?

 

Çocukları yazdan yaza Kur’an öğrenmeye göndermek çok güzeldir, fakat yeterli midir? Hayır! Kur’an-ı günlük haline getirmemiz gerekmez mi?

 

Az önce arşın gölgesinde ki yedi sınıftan bahsettik, kimdir bunlar:

  1. 1) Adil devlet idarecileri
  1. 2) Bir vakit namazı kılınca diğerine hazırlananlar
  1. 3) Gönlü camilere bağlı gençler
  1. 4) Sağ elinin verdiğini sol eline göstermeyenler
  1. 5) Bir kadın kendisine beraber olmayı teklif ettiğinde Allah’tan korkarak onu kabul etmeyenler
  1. 6) Allah için birbirlerini sevenler
  1. 7) Tenhalarda Allah için gözyaşı dökenler

 

Bu sayılanları yapmak elbette kolay değildir. Ramazanı vesile bilerek, Allah’ın emrettiklerini yapmak, yasaklarından sakınarak yaşamak bütün zorlukları muhakkak kolaylaştırır.

 

Ne mutlu dünyaya niçin geldiğini bilenlere!

Ne mutlu kâmil iman sahibi olarak dünyadan göçmek için gayret edenlere!

Ne mutlu her nefesi son nefes bilerek hayatı takva ölçüleri içinde bitirenlere!

 

Üstâd ne güzel demiş:

Her şey, her şey şu tek müjdede

Yoktur ölüm Allah diyene

Canım kurban, başı secdede

İki büklüm Allah diyene

(N.F.K.)

Ahir kelam; Rabbim bizi derdi olup, geceleri gözyaşları ile secdede seccadelerini ıslatanlardan kılsın!

 

Selam ve dua ile.

Geylani AKAN